Ankara’dan sesleniş HER İŞTE BİR HAYIR VARDIR

Hayatın akışı içerisinde gerçekleşen olaylarda bazen bizim
hiçbir müdahalemizin olmadığı işler olur. İşte insanlar bu tür
durumlarda “vardır bu işte de bir hayır” sözünü kullanırlar.

İnsanların başına gelen her durumda, yaşadığı her olayda,
mutlaka bir hayır vardır. Felaket gibi görünen bazı durumlar, sonuç
itibariyle çok daha güzel şeylere sebep olabilir.
Şu an yaşanan zorluklar, belki de gelecek günlerdeki
mutluluklara vesile olacaktır. Çünkü her olayın mutlaka bir nedeni vardır.
Demek ki, insanoğlu uygun bir ortamda önüne çıkan fırsatı
değerlendirmeğe hazır oldu mu, hayatına bir yön verebiliyor.
Bunda tesadüfün, şansın, kaderin rolü olduğu kadar; içinde
yaşanılan ortamın, sahip olunan değer yargılarının da rolü var.
Fırsattan yararlanmaya hazır olacaksınız.
İlimde de bu böyle değil mi? Laboratuvara kapanmışsınız,
deneyüstüne deney yapıyorsunuz.
Kütüphaneye kapanmışsınız, kitap üzerine kitap
deviriyorsunuz.
Neyi aradığınızı biliyorsunuz. Hedefiniz belli, hazırlığınız
tamam. Aradığınızı bulacaksınız. Düşündüğünüzü yazacaksınız.
Hayatta tesadüf, fırsat, şans ancak onlardan yararlanmaya
hazır olanların işine yarayabilir.
Dikkatli, hevesli, çalışkan, sabırlı ve bir gayesi olan insan,
tesadüfleri değerlendirebilir, fırsatları yakalar ve şansı kaçırmaz.
Tamda bu noktada aşağıdaki hikâyeyi anlamak adına sizlerle
paylaşıyorum.
Bir zamanlar Afrika’daki bir ülkede hüküm süren bir kral vardı.
Kral, daha çocukluğundan itibaren arkadaş olduğu, birlikte
büyüdüğü bir dostunu hiç yanından ayırmazdı.
Nereye gitse onu da beraberinde götürürdü.
Bir gün kralla arkadaşı birlikte ava çıktılar.
Kralın bu arkadaşının ise değişik bir huyu vardı. İster kendi
başına gelsin ister başkasının, ister iyi olsun ister kötü, her olay
karşısında hep aynı şeyi söylerdi:
Kralın arkadaşı tüfekleri dolduruyor, krala veriyor, kral da ateş
ediyordu. Arkadaşı muhtemelen tüfeklerden birini doldururken bir
yanlışlık yaptı ve kral ateş ederken tüfeği geriye doğru patladı ve
kralın başparmağı koptu.
Durumu gören arkadaşı her zamanki sözünü söyledi:
“Bunda da bir hayır var!” Kral acı ve öfkeyle bağırdı:
“Bunda hayır filan yok! Görmüyor musun, parmağım koptu?”Ve sonra da kızgınlığı geçmediği için arkadaşını zindana attırdı.
Bir yıl kadar sonra, kral insan yiyen kabilelerin yaşadığı ve
aslında uzak durması gereken bir bölgede birkaç adamıyla birlikte
avlanıyordu.
Yamyamlar onları ele geçirdiler ve köylerine götürdüler. Ellerini,
ayaklarını bağladılar ve köyün meydanına odun yığdılar. Sonra da
odunların ortasına diktikleri direklere bağladılar.
Tam odunları tutuşturmaya geliyorlardı ki, kralın
başparmağının olmadığını fark ettiler.
Bu kabile, batıl inançları nedeniyle uzuvlarından biri eksik olan
insanları yemiyordu. Böyle bir insanı yedikleri takdirde başlarına
kötü olaylar geleceğine inanıyorlardı.
Bu korkuyla, kralı çözdüler ve salıverdiler. Diğer adamları ise
pişirip yediler.
Sarayına döndüğünde, kurtuluşunun kopuk parmağı
sayesinde gerçekleştiğini anlayan kral, onca yıllık arkadaşına reva
gördüğü muameleden dolayı pişman oldu.
Hemen zindana koştu ve zindandan çıkardığı arkadaşına
başından geçenleri bir, bir anlattı.
“Haklıymışsın!” dedi. Parmağımın kopmasında gerçekten de bir
hayır varmış.
İşte bu yüzden, seni bu kadar uzun süre zindanda tuttuğum
için özür diliyorum. Yaptığım çok haksız ve kötü bir şeydi.” “Hayır”
diye karşılık verdi arkadaşı.
Bunda da bir hayır var.”
“Ne diyorsun Allah aşkına?” diye hayretle bağırdı kral. Bir
arkadaşımı bir yıl boyunca zindanda tutmanın neresinde hayır
olabilir.
Düşünsene, ben zindanda olmasaydım, seninle birlikte avda
olurdum, değil mi? Ve sonrasını
düşünsene!!!…”
Hoşça kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla
Kapatmayın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir