AĞLAMAK İYİMİDİR?

AĞLAMAK İYİMİDİR?

Erkek adam ağlamaz, Sulu gözlü, Dokunsalar ağlayacak gibiyim. Ağlamakla ilgili yukarıdaki gibi birçok sözler söylenmiştir. Ağlamak çok doğal ve olması gereken bir davranıştır. Evren içerisinde onun küçültülmüş bir örneği olan insan; evren içindeki genel düzen ve ahengin bir parçasıdır. Dolayısıyla var olan hiçbir özellik boş ve anlamsız değildir.

Ağlamayı doğuran uyaranlar hüzün verici olabildiği gibi, sevinç yaşatan uyaranlar da olabilir. Beynin duygusal merkezlerinden çıkan emirlerle gözyaşı bezleri faaliyete girer. Gözyaşı üretilmeye ve akmaya başlar. Tabiî ki bu arada stres, gerginlikler, aşırı sevinç ve heyecan giderilmiş ve yatıştırılmış olur.

İnsanın kas ve sinir sistemini yatıştıran bir işlevi vardır. Bedeni rahatlatıcı hormonların salgılanmasına yol açar. Bundan dolayıdır ki, birçok insan: “… ağladım da biraz açıldım, rahatladım” der. Yerinde ve zamanında olan ağlamalar, beyindeki hormonal faaliyetleri de düzenler. Kişiyi rahatlatan, acıyı azaltan hormonlar salgılanır.

İlk kez doğduğumuzda ağlarız. Ağlarız çünkü karnımızın doyması ve rahatımızın sağlanması için tek yapabildiğimiz budur. Vassar College Psikoloji Profesörü Randy Cornelius, gözyaşı ile ilgili çalışmalar yapan ender bilim adamlarından biri.

Bu konudaki araştırmacı kıtlığı, ağlama konusundaki soruları daha da zorlu hale getiriyor. “Neden ağlıyoruz?” sorusu sorulduğunda Dr. Cornelius, “Bundan pek emin değiliz” diyor ve ekliyor: Kuramlar yapısal olarak erkek ve kadın beyninin nasıl işleyip neleri birbirine bağladıklarıyla ilgili. Ancak henüz bir sonuç elde edilmiş değil.

Ağlamak, bizim diğer insanlara savunmasız olduğumuzu göstermenin bir yolu. Kadınlar, duyguları paylaşma konusunda daha iyi olduğundan, onlar için aynı zamanda bir güven belirtisi ağlamak. Güven, hayatta kalmamız için gereklidir.

Ancak hayatta kalma yarışında erkek eğer uluorta ağlamaya başlarsa, bu dışarıdaki insanlar tarafından yadırganabilir. Ağlamakla ilgili şu anda üzerinde bilimsel olarak çalışılan bir diğer madde de prolaktin hormonu. Bu hormonun kadınlarda buluğ çağında, âdetlerinde, hamilelikte, emzirirken ve stres altındayken arttığı tespit edilmiştir. Oran olarak da kadın bedeninde erkeklere göre yüzde 60 daha fazla prolaktin bulunuyor.

Dr. William Frey’in ortaya koyduğu kurama göre prolaktin, kadınların duygularını etkileyerek, endokrin (salgı) sistemini etkiliyor ve daha fazla ağlama eğilimi yaratıyor. Bu durumun şöyle komik bir tarafı da var; o da orta yaşları geride bıraktıkça kadınlar daha az ağlayıp daha fazla kızmaya başlıyor. Sebebi kadın hormonlarının azalması ve erkeklik hormonu olan testosteronun bunun yerini alması. Erkeklerde ise tam tersi, testosteron seviyesi düşerken, dişilere özgü hormonlar devreye giriyor. Ve erkekler yaşlandıkça daha çok ağlamaya başlıyor.

Gözyaşlarının iki sebebi daha Duygular nasıl canımızı yakıp bizi ağlatmayı başarabilir? Harvard Schepens Eye Research Institute’den Hücresel Fizyoloji Doktoru Darlene Dart, ağlamanın koruyucu bir mekanizma olarak devreye girdiğini söylüyor. Derideki acı hissi veren sinirler gibi korneada da duyusal sinirler bulunuyor. Rüzgârda yürürken veya bir soğanı dilimlerken gözdeki sinirler, istemsiz hareketleri denetleyen beyin köküne sinyal gönderiyor. Beyin kökü, gözkapaklarındaki salgı bezlerine giden hormonların salgılanmasını sağlıyor. Böylece gözyaşı üretiliyor. Bunlar “refleks gözyaşları”dır. Ancak korneadaki sinirler aynı zamanda beyindeki cerebraya da ulaşır. Bu kez bir filmi seyrederken dökülenler gibi “duygusal gözyaşları” oluşuyor. Hoşça kalın Dostça kalın ama gönül kapılarınızı asla kapatmayın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir